Vaitas – Bölüm 1 – Bir Ucube Yükseliyor.

Yangzin şehrinde mükemmel bir gökyüzü eşliğinde bir sabah yaşanıyordu. Herkes işlerini hallediyor. Klanlar ve elderler tarikatlarına yeni murimler arıyorlardı. o sabahın gecesi çok değişik bir şekilde 2 farklı klanda 2 farklı bir birinden nefret eden elderlar çocuk sahibi oluyorlardı. İkiside birbirine lanet ediyor. Ve diğerinin çocuğunun kötü doğmasını istiyorlardı.

Gecenin sabaha bırakacağı gökyüzü yavaş yavaş açılırken iki çocukta doğmuştu. Biri çok güzel ve yakışıklı bir çocuk iken diğeri mutasyona uğramış ucube gibi gözüküyordu. Ucube gibi gözüken çocuğun adı Jin Huo idi. Jin Klanının ve Tarikatının 6. Nesil genç efendisi.

Jin klanının ata patriği olan Jin Kara onun 1 yaşına kadar diğerleriyle birlikte büyütülmesine izin vermiş ve onun ardından diğer çocukları etkilememesi için bir konağa kapatmış orada eğitim aldırtıyordu. Diğer çocuklar ondan daha ayrıcalıklı olarak aile namlarını kullanabiliyor. Haplardan yararlanabiliyordu. O ise hiçbir şeyden yararlanamıyordu. Ailesi bile ondan utanç duymuştu.

Aksine Jin Huo daha çok çabalıyordu. Şimdi bir ucube gibi yaşasa da asıl önceliği 7. Yaşına bastığında geçireceği kan seremonisiydi. Eğer ondan çok kuvvetli bir ruh eşi ile çıkarsa artık ona ucube diyemeyeceklerdi oda Kırmızı ve Mavi renkli gözleri ve ya Beyaz ve Siyah saçlarıyla ortalıkta rahatça gezebilecekti.

Günlerce kapalı kaldığı o konaktaki bütün imkanları elinden geldiğince sömürüyordu. Kütüphanede ki bütün kitapları bitirmiş hatta bazılarını birden fazla okumuştu. Kütüphanein dövüş sanatlarını içeren bölümünde ise az teknik bulunsada bu tekniklerin çoğunda ustalaşmayı planlıyordu.

Daha 5. Yaşına yeni basmıştı ki 3 teknikte ustalaşmıştı. Bu teknikler Yıldırım Tanrısının Ayak İzleri , Kan Kırmızısı Bilge Kılıç ve Mor Nilüfer Duvarı idi. Bu tekniklerin hepsi Juan Kademe düşük dövüş sanatı olsada en azından dövüş sanatlarıydı.

Günler ve aylar geçtikten sonra 7. Yaş kan seremonisine gitmek için konaktan ilk defa çıkmıştı. Bu konağa girdiğinde 1 yaşındaydı. Şimdi ise 7 yaşına basmış bir genç olarak çıkmıştı. Kendini çok fazla geliştirmişti.

Seremonin olacağı noktaya doğru gidiyordu. Yolda bir çok insan ona ucube gibi davranıyordu. Hatta bazıları arkadaşına “Şu ucubeye baksana 7. Yaş kan seremonisine gidiyor. Kesin düşük bir ruh eşine sahip olacak.” Diyordu. Onu tanıyan bazı insanlar ise “Jin ailesinin işe yaramazı çıkmış ortaya sonunda” diye konuşuyorlardı.

Kan seremonisi alanına vardığında yaklaşık 500 gencin orada toplandığını gördü. Neredeyse hepsi çok iyi kıyafetlere sahipti. Bazı kötü durumlu ailelerden gelenler ise orta halli idi. Herkes ona bir ezik gibi bakıyordu.

Kan seremonisi yavaştan başlamıştı. Duyuru yapılarak alanın ortasındaki kan havuzuna giriyorlardı. Bu havuzda onların ruh eşini ortaya çıkartıyordu. “Sea ailesinden Sea Jan Kan Seremonisi alanına geç!” . duyurular böyle yapılırken sıra çok yavaş ilerliyordu.


Bir kaç saat sonra…


Jin ailesinden Jin Huo Kan seremonisi alanına geç!”. Jin bu sesi duyduktan sonra kalkıp alana geçiyordu. Bütün gözler onun üstündeydi. Çünkü bir ezikten en fazla ne kadar güçlü bir insan çıkar ki ? diye düşünürken herkes seremoni alanının ortasına geçmişti. O anda korkan bir ses yankılandı.

Onun r-ruh eş-i Tanrı Yaratan.” Bunu dediği anda herkesin içine bir korku düştü. Çünkü tanrı yaratana tek sahip olan kişi ilk tarikatı kuran insandı. Ve ondan sonra hiç Tanrı Yaratan ruh eşine rastlanmamıştı. Bu da herkesi korkuya sokmuştu.


Bu duyulduktan sonra Jin ailesinin reisi yaptığı hatanın farkına varmıştı. Ellerinde bir tanrının gücüne sahip olan bir dahi vardı. Bu ailenin en şanslı dönemi bile olabilirdi. Ama sandığı kadar kolay olmayacaktı. Çünkü Jin Huo onun yaptıklarını daha unutmamıştı. Hatta bütün çocuklar tarafından gücendirilmişti. Şimdi kimse onu gücendirmeye kalkamazdı ve elbet geçmişin intikamını alacaktı.


Öğleden sonra güneş batmaya yaklaştığı vakit Jin Huo’nun etrafını. Akademileri için gelen elderler kaplamıştı. Bütün elderlar kendi akademisine istiyordu onu o ise hepsini reddediyordu. Aile reisi bunu öğrenince mutlu olmuştu çünkü hala ona geleceğini sanıyordu. En güzel kızları seçti ve onun için hizmetçi yaptırdı. Eve geldiğinde büyük bir şok geçirmesini umuyordu aile reisi.


Jin Huo klanın ana konağına gideceğine kendi kapalı kutusu olan konağa gitti. Ruh Eşinin enerjisini bedeninde yönlendirmeliydi. Şuan Tanrı Yaratan ruh eşine sahip olsa bile Xia kademe savaşçı seviyesindeydi. Ama aile reisi Duan kademe savaşçıydı ve onu ezebilirdi. Bu yüzden kendini konağa kapattı ve yavaş yavaş damarlarına ruh eşinin enerjisini enjekte etti. Bu olurken vücudunda bazı değişimler olduğunu gördü.


Boyu yavaşça uzamaya başlamış, kasları iyice belirginleşmişti. Ruh eşinin enerjisi onu 13 yaşındaki bir genç ile aynı seviyeye getirmişti. Ama bu daha duracak değildi. Her geliştiğinde daha da büyüyecek ve hiç durmayacaktı. Sonuçta onun ruh eşi Tanrı Yaratandı ve böyle denmesinin de bir sebebi vardı güçlendikçe güçlendiren tek ruh eşi idi.


Bu arada aile reisi onun konağa gittiğini öğrendiğinde sinirden çıldırmıştı. “Sadece Tanrı Yaratan ruh eşine sahip diye kendini bir şey sanıyor.” Diye düşünmüştü. Sonuçta hala Duan kademeydi ve tek yumrukla onu ezebilirdi. Tabii bu bir kaç dakika öncesi için geçerliydi çünkü artık Jin Huo fiziksel güç olarak aile reisinin enerjisi ile yapabileceği saldırıyı engelleyebilirdi.


Aile reisi hemen konağa gittiğinde karşısında ondan biraz daha uzun bir çocuk gördüğünde çok şaşırmıştı. Gene de kısa sürede sinirini toparlayıp tam ona vuracaktı ki elini biri tuttu. O arada bir hizmetçi koşarak geliyordu ve şöyle bağırmıştı “E-efendim imparatorluk ailesi geldi.” Ama bunu tam dediğinde gözleri sanki yuvalarından fırlayacakmış gibi büyüdü. Çünkü haber vermekte geç kalmıştı.


Aile reisinin elini tutan İmparatorluk Ailesinin Genç Efendisi Mo Xue idi. Aile reisi ona saygıyla davransa da biraz korkmuştu çünkü bu kadar büyük potansiyele sahip olan bir çocuğa vurmanın bedeli çok ağırdı. Eğer genç efendi geç kalsaydı şuanda bütün ailesiyle birlikte zindanda çürümeye bırakılmış olacaktı.


O anda genç efendinin mimiklerine dikkat eden Jin Hou genç efendinin ona şefkat ile baktığını gördü. Genç efendi aslında kendi evlatlık çocuğuna sahip olacak kadar yaşlıydı ama babası daha ölmediğinden genç efendi olarak kalmıştı ünvanı.


O anda genç efendi “Küçüğüm, duyduğuma göre ruh eşin benzersiz klasmandaki Tanrı Yaratanmış. Bunu onaylamak için geldim. Lütfen küçük bir dönüşüm yapabilir misin ?” diye sordu. Jin Hou ise evet anlamında olarak elinin küçük bir bölümünü tanrı yaratanın gücü ile kapladı ve elinde aniden bir zırh çıktı.


Bu zırh her ruh eşi aktivasyonunda çıkardı. Ruh eşinin gücü ve adına göre rengi ve kaplamaları değişirdi. En güçlü olan tanrı yaratanın ise Beyaz titanyumun üstüne dayanıklı sarı titanyum kullanılması ile hem zarif hem de soylu bir görüntü yaratan zırha sahipti.
Bu zırhı gören genç efendi gözlerine inanamamıştı. Tabii ki böyle olacağını düşünüyordu ama önceki imparatorun sarı renkli titanyumu bu kadar parlak değildi. Adeta sanki önceki imparatordan daha yükseklere çıkacak gibi görünüyordu.


Bunu anlayan genç efendi onu aile sarayına götürmek istedi. Böylece en iyi eğitimi görebilecek en iyi kitaplara sahip olabilecekti. Eğer bütün her şey doğru giderse ülkeleri çok güçlü bir generale sahip olabilirdi ve bu paha biçilemez bir şeydi. Çoğu ülkeyi kendi topraklarına katabilecek bir güç. Hangi aile bunu istemez ki?

Etiketler:

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir