Galactica : Yıldız Yağmuru – Galactica 2. Bölüm

Solomon’un Atandığı gemide ki teknik ekipte yeni stajyerlerdi. Geminin kaptanı hariç hepsi yeni mezun olmuştu. Bu yüzden de gemide ki herkes birbirini tanımadıkları halde hemen kaynaşmaya başlamışlardı. Hemen kaynaştıklarını hâlâ anlayamayan Solomon bunu pek umursamamıştı. Sonuçta hem zeki hem de yakışıklı bir gençti. Bu yüzdende bu görevden sonra onlarla arkadaş olacağını pek sanmamıştı. Ama gene de onlarla tanışmak istedi. Bu yüzden hepsine tek tek isimlerini sormuştu. İsimleri Şöyleydi ; Liz , Allen ve Adam. Hepsinin fiziksel farklılıkları oldukları cinsiyetten dolayı değişiyordu.

Özellikle en göze çarpan Liz’in fiziksel durumuydu. Liz kız olmasına rağmen Allen ve Adam ile aynı boyda olup bide onun üstüne bütün elektriksel işlerde çok uzmandı. Alanına hakim olmasının yanında onlar kadar kuvvetli olması da bütün elektriksel aletleri taşımasına ve takımına yük olmamasını sağlıyordu. Sarı saçları mavi gözleri ile güneş ışığında çok güzel bir görünüşe sahip olan ve yüzü sanki bir meleğinmiş gibi görünen Liz takımdaki en çalışkan gibi görünüyordu.
Allen ise erkek olmasına rağmen uzun boylu ve cılızdı. Güçsüz gözükse de aslında Liz’in taşıdığı yükün 2 katını o taşıyordu. Buna rağmen o hala dik durabiliyor ve hiç yorulmuyordu. Aslında o geminin motorları ve yazılım işleriyle ilgileniyordu. Yazılım ile uğraşsa da Motoru öğrenmiş ve motora da bazı yazılımlar atmıştı. Siyah saçı rüzgarda dalgalanmıyor sadece hafif bir titreme geçiriyordu. O kahverengi bakışıyla her şeyi delip geçiyordu. Öldürme hissiyatı onda daha fazlaydı. Büyük ihtimalle askerde çok fazla savaşmıştı. Bu yüzdende öldürmekten korkmuyor hatta tatmin bile oluyordu. Bu kadar ölümcül aura yayması pek iyi değildi tabii ki.

Adam aslında geminin bütün silah işlerinden o sorumluydu – Allen’e daha çok yakışsa da öldürme aurası (silahlar vs.) – . Çok güçlü değildi ama pratik zekası çok keskindi. Her yeri en ince ayrıntısına kadar tarıyor ve yol güvenliyse oradan gidiyordu. Kendisi aslında kafilemizin hem silahtarı hem de iz sürücü ve keşif yapan elamanıydı. Kendisi diğerleri gibi muhteşem bir görünüşe ve fiziğe sahip olmasa da diğerlerinden daha çevik ve daha hızlı tepki verebilen insanıydı. Aslında soğukkanlı doğası olsa da – arada çok fazla soğukkanlı oluyordu. – melek gibi bir yüreği vardı.

Kaptan kendinden hiç bahsetmeye kalkmamıştı. Çok fazla tınlamıyordu galiba bizi. Sadece getirip götürmek için çalıştığı çok belliydi – yüzünde şu iş bitse de hemen eve gitsem – gibi bir düşüncesi vardı.

Geminin kalkışına hazırlanıyorlardı. Bir kaç saate uzayda yolculuk yapacaklardı. Bu yüzden hepsi çok heyecanlıydı. Geminin hazırlıkları tamamlanırken hepsi teknik ekibin çalışmalarını izliyorlardı. Geminin içine ne olur ne olmaz diye kendini tamir etme sistemi koymuşlardı. Bu yüzden de endişe etmeleri gereken işler azalmıştı. En sonunda hazırlıklar bitmiş, geminin yakıtı doldurulmuş ve takımın içeri girmesine izin verilmişti. Geminin kalkışı sırasında hiç bir sıkıntı yaşanmamıştı. Gemi atmosferden çıkmıştı. Artık resmi olarak uzaydaydılar.

Uzay çok büyük bir boşluk gibiydi. Ekiptekiler camlara yapışmış uzaya ilk defa çıkmanın hazzı ile etrafa bakınıyorlardı. Yolda ilerlerken hiçbir sorun çıkmaz diye düşünürlerken bir anda geminin sarsılmasıyla şaşırmışlardı. Geminin neden sarsıldığına bakmak için arkaya baktıklarında meteor yağmurunu görmüşlerdi. Geminin sarsılmaları iyice artmıştı. Alarmlar öyle bir ötüyordu ki kulaklar sağır olmuştu. Meteorlar tek tek gemiye çarpmaya başlamıştı ki küçük bir meteor motor bölümüne girip sıkışmıştı. Motorlardan biri bozulmuş acil iniş yapmaları gerekiyordu.

En yakın gezegene inmişlerdi geminin motoruyla birlikte bütün hasarlar toplamda 1 ayda düzelicekti. Bu yüzden 1 ay boyunca burada hayatta kalmaları gerekiyordu. Gemiyi tamir programına aldıklarında gemi tıpkı bir ev durumuna gelmiş ve bütün her şey ortadan kalkmıştı. Sadece kapının yanında bir silahlı kontrol bölümü vardı. Davetsiz misafirleri engellemek için oraya konulmuştu.

Bu arada diğerleri keşif için ortalıkta geziyorlardı. Şuana kadar gemiden çok fazla uzaklaşmamışlardı ki biri bağırdı : “ HEMEN BURAYA GELİN!! ” . Herkes bağıran kişinin yanına geldiklerinde parçalanmış 3-4 gemi görmüştüler. Onlarda Galaxy filosunun prime aracı gibi buraya düşmüşlerdi. Ama küçük filolardan olduklarından dolayı gemileri çok sağlam değildi ve otomatik tamir eşyaları yoktu. Bu yüzdende gemileri hurda durumuna gelmiş ve kimse sağ çıkamamıştı. Araştırmalardan sonra aynı meteor yağmurunun sürekli burada gezdiğini gösteren bir belge görmüşlerdi. Belgeye göre meteor yağmuru bir topluluk tarafından yönetiliyordu.

Bu topluluğun adı bilinmese de bu gezegende yaşadıkları biliniyordu. Prime aracındaki takım ise bunun hakkında araştırma – aslında gemilerini düşüren kişileri bulup kendi yanlarına alarak galaxy filosuna teslim edip ödül almayı planlıyorlardı. – yapmayı düşünmüşlerdi. Tabii ki bu sırada 2 li gruplar olarak araştırma yapmayı düşünüyorlardı. Kaptanla birlikte 2 kişi gemide durup geminin tamir olmasını beklerken diğer 2 kişi araştırma yapıcaktı. 1 ay bittikten 2 gün sonra keşif takımı gelemezse tamir takımının hemen ayrılması kararlaştırılmıştı.

Takımlar kararlaştırılmış , her türlü plan yapılmıştı. Keşif takımı Solomon ve Liz. Tamir Takımı ise Allen ve Adam idi. Keşif takını ve tamir takımı vedalaşmaya başlamışlardı.
Solomon : Sizle her an iletişim kurmayı planlıyoruz. Telsiz hattı bozulursa derinlik radarını aktifleştirin. Size işaret göndereceğiz.

Allen : Anlaşıldı. Her an sizi izleyeceğiz. Kendinize dikkat edin.

Böylece takımlar ayrılmış herkes kendi işini yapmaya başlıyordu. İlk olarak gezegeni yüksek bir dağdan gözetlemeyi düşünüyorlardı. Böylece gidebilecekleri bazı yerleri işaretlemek istiyorlardı. Dağa çıkmayı başardıklarında etrafa baktılar ilk önce. Etrafta bir çok mağara benzeri yer ve gene birçok gemi hurdası vardı – hatta büyük bir filo savaş gemisi vardı. – bu gemiler hepsi aynı hasarları almıştı ama biri dışında. Beyaz ve mavi kaplamalı bu filo gemisi tanıdık bir gemi değildi. Neredeyse hiç hasar almamış hatta en yüksek teknoloji ile donatılmıştı. İlk önce bu gemiyi araştırmayı kararlaştırmışlardı. Bu yüzden yola çıkmışlardı. Dağın eteklerinde gördükleri tek şey ise o geminin kalkıp havalandığı idi.

Etiketler:

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir