Galactica : Yıldız Yağmuru – Galactica 1. Bölüm

Gökyüzünün mavi rengi gittikçe koyulaşırken. Uzmanlar, o gece olacak meteor yağmurundan bahsediyorlardı. Uzmanların bahsettiğine göre yağmur diğer yağmurlardan daha farklı olabilirdi. Uzmanların dediklerini duyan sevgililerin hepsi o akşam buluşmak istemişti. Çünkü uzmanlar o gece olacak yağmurun mavi ve mor renkler arasında gidip geleceğini anlatmış ve normal halinden çok farklı olduğunu söylemişlerdi. O gece olacaklardan haberi olmayan çoğu aile hastaneye gitmişti. Hepsi normaldi tabii ki biri dışında. Geceye doğru bir adam ve kadın gelmişti adam kadını kollarında taşımış ve hemen sedye istemişti. Adam yaklaşık 50 yaşlarındaydı saçları hafif bir ağarmış ve elleri tahta işleri ile uğraşmaktan nasırlaşmıştı. Adam kan ter içinde kalmıştı aslında. Getirdiği kadın ise 30 yaşlarındaydı. Anlaşılan adam bu kadının babasıydı. Kadın sapsarı saçları ve yeşil gözleriyle çektiği sancıların acısıyla şekilden şekile girmişti. Kadını hemen ameliyata almışlardı. Meteor yağmuru başladığında kadının sancıları artmıştı. Kadının çektiği acılar tarif edilemez durumdaydı. Sanki birisi vücudunu ortadan ikiye bölüyormuş gibi hissediyordu. Meteor yağmurunun sonunda doğuran kadının yüzünde ki acı ve ağlama hissiyatı kendini huzur ve mutluluğa bırakmıştı. Doğan çocuk ise bembeyaz tertemiz yüzü dışında her yeri kanla kaplanmıştı. Çocuk ağlamadığı halde çok sağlıklıydı. Doktorlara o parlayan yeşil gözleri ile bakarken doktorlar şaşırmış, hemşireler ise hayran kalmışlardı. Ameliyatın bittiği sırada hemen birisi koşarak gelmişti. Gelen kadının kocasıydı. Gelen adam 30 lu yaşlarda oldukça yakışıklı saçları siyah ve gözleri yeşildi. Adam hemen kadını sormuş ve hangi ameliyathanede olduğunu sormuştu. Danışman ise ona ameliyatın başarıyla geçtiğini ve kadının odasını söylemişti. Adamın yüzünü bir mutluluk sarmış ve yeni doğan çocuğuna hangi adı koyacağını düşünüyordu. Kadının odasına gittiğinde kadının yüzündeki huzuru gördüğünde bir derin oh çekmişti. Kadın uyandığında ise ilk işleri çocuğun adının ne olduğunu düşünmekti. Çocukları erkek olarak doğmuştu o yüzden buna uyumlu bir ad gerekiyordu. En sonunda çocuğun dedesinin ismini vermişlerdi. Çünkü dedesi onlara çok yardım etmişti.

Çocuğun Adı Cha Yae Chin konulmuştu. Dedesinden aldığı bu isimi çok sevmişti ilk duyduğunda. Onunda çocukluğu normal çocuklar gibi geçiyordu. Okullarını dereceyle bitirmiş ve hepsinde birinci olmuştu. Her şey normal gidiyordu ta ki o meteor yağmuru ikinci kez yaşanana kadar. Uzmanlar gene aynı gecede gene aynı şekilde olacağını söylemişlerdi. Oda bu gece onları izlemek için odasının balkonundan teleskobuyla bakmayı düşünüyordu. Bu teleskobu dedesi ölmeden önce almıştı. Dedesi oymacılık yaparken makinaya kapılmış ve iş kazasından dolayı ölmüştü. Dedesinin ölümü yüzünden bi aralar sarsılmış olsa da bu sarsılma yaz tatiline denk geldiğinden notlarını etkilememişti. Teleskobunu balkona kurarken kendine bir şeylerde hazırlamıştı. İçecek ve biraz atıştırmalıkla izlemeyi düşünüyordu. Meteor yağmuru başladığında gökyüzünün boyandığı renge hayran kalan Chachin, meteorları izlerken bir şey dikkatini çekmişti. Bir meteor sanki tam onun üstüne doğru geliyordu. Ne olduğunu anladığında odasına sığınmıştı. Odasındayken meteor tavanı sessizce delip chachin in üstüne düşmüştü. Düşmenin ağırlık etkisiyle chachin bayılmış fakat bayılmadan önce kayaya vurmuştu. Böylece kaya parlayarak onun kolunun üzerinde bir dövmeye dönüşmüş ve her şey düzelmişti. Chachin ailesine bunu açıkladığında babası ona gülmüş fakat kolunu görünce beti benzi atmıştı. Çocuğun dediği her şey doğruydu çünkü çatıya gittiklerinde çatının tamamen yenilendiğini görmüşlerdi. Babası onu doktorlara götürmüş fakat doktorlar bu dövmenin ne olduğunu anlayamamıştı. Tabii ki bu dövmenin bazı yan etkileride olmuştu. Çocukluğundan beri uzay merakı olan Chachin’in uzaya duyduğu ilgi iyice fazlalaşmış bu yüzdende uzay filolarının özel liselerinden birinden %100 burs kazanmıştı. Kazandığı lisenin filosu galaksideki en büyük filolardan biri olan Galaxy Filosuydu. Bu filoların lise açmalarının sebebi üniversitelerine gelecek adamları buradan seçmek ve onları daha iyi yetiştirmekti.

Girdiği lisede çok fazla sıkıntı yaşamadığından rahat olsa da o dönemlerde bir kaç problem yaşamıştı. Bu problemlerin başında bir bölüm hocasının ona takması yüzünden düşük puan almasıydı. Bütün notları çok iyi iken o bölümden düşük alması onun hevesini kırıyordu. Bir gün liseyi bırakmayı bile düşündü ama müdür ona izin vermemişti. Hocasıyla konuşan müdür hocasının gerçekten çocuğa taktığına inanmış ve hocanın hakkında şikayette bulunmuştu. Şikayet filo sahibi tarafından kabul edilmiş ve hocası okuldan atılmıştı. Çoğu öğrenci hocanın gitmesine sevinse de hocanın kayırdığı öğrenciler çok üzülmüş hatta ona kin bile tutmuşlardı. Bu yüzden fiziksel antrenman dersinde onu sakatlamaya çalışmışlardı. Diğer sıkıntı ise dövmenin çok fazla büyüyüp kolunu sarmasıydı. Dövme o kadar büyümüştü ki artık kolunu tamamlayıp bedenine doğru geçmeye başlamıştı. Arkadaşları dövme hakkında çok olumlu konuşuyor, hatta dövmeye “nerede yaptırdın?” tarzı sorular soruyordu. O ise bunun kendi yaptırdığı bir şey olmadığını ve hastalık olduğunu söylüyordu. Liseyi bitirdiğinde galaxy filosundan özel bir mektup almıştı. Aldığı mektup 1. Bitirdiği lise yüzünden tebrik ve davet mektubuydu. Lisede yaşadığı sıkıntıları çekeceğini düşündüğü aralar reddetme fikrine varmıştı. Ama ret etmemesinin en büyük nedeni o okuldaki büyük imkanlardı. Bu yüzden reddetmedi ve üniversiteye katıldı. Katıldığı üniversiteyi gene dereceyle bitirmiş ve diğer arkadaşlarından bir rütbe yüksek olarak stajyer danışman yardımcısı yerine stajyer danışman olarak atanmıştı. Atandığı gemi ise Galaxy filosunun en eski gemilerinden biri olan Galaxy Prime idi. Bu gemi çok göz kamaştıran bir elma kırmızısı rengi ile kaplanmıştı. Kanatlarındaki beyaz detaylar çok hoş bir hava katmasının yanı sıra beyaz detayların üstüne birde filonun logosu gelince çok göz kamaştıran bir şey ortaya çıkmıştı. Açıkçası bu gemiye binmemeyi tercih ederdi ama gemi yenilenmişti. Yeni hali de yeni gemilerden farkı yoktu. Üstelik geminin tarihi eser gibi olması onu heyecanlandırmıştı.

Gemiyle ilk gidecekleri rota Phaniys gezegeni idi. Bu gezegen zehirli bitkiler ve değerli madenler ile tanınırdı ama oraya gemi indirilmemişti. Nedeni ise bilinmiyordu. Oradan sadece giden gemiler kendi kendilerine dönüyor ve içlerinde zehirli bitki ile madenler oluyordu. Kaptanlar veya çalışanlar ortadan yok oluyorlardı. Onlarda bu gizemi kaldırmak için yollanan 3. Gruptular ve şimdi o yolculuğa başlıyorlardı.

Hayırlı uğurlu olsun son hali bu daha değiştirmeyi düşünmüyorum 2. bölümü inşallah yakın zamanda tekrar yazıcam amin. (başıma birşey gelmezse inşallah)

Etiketler:

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir