Nietzscheyazar’dan Aşkın Tarifi

İnsanlar var olduğundan bu yana, gerçek aşkı bulmaya çalıştılar. Peki gerçek aşk neydi? Ya da aşk diye bir şey varmıydı? Bu sorulara günümüzde bir çok kişi aşk yok derse ya da nesnel yaklaşsa toplumda tepki göreceğini düşündüğü ya da olmasını isteği için evet diye yanıtlar. Aşk sadece insanın başka bir insana değil, eşyaya, nesneye ya da başka herhangi bir canlıya duygusal olarak bir bağ, bir yakınlık hissetmesidir.

İnsanlar genellikle bir şeye bağımlı olmaya eğimlidir. Bağımlılık deyince akla gelen ilk şeyler keyif verici maddeler olsada, insanların çoğu ilgi görmeye bağımlıdır. Örnek verecek olursak her erkek bir spor arabası olsun ister. Şimdi bir hayal edin. Uçsuz bucaksız bir alanda kimsenin olmadığını ve son model bir arabanın sizin olduğunu düşünün, ona olan ilginiz bir süre sonra, kimse görmediği için bir süre sonra azalır; zamanla bir önemi kalmaz.

Bunun bir nedeni nesnel varlıklara olan ilginin aşk olmadığıdır. Bir başka nedeni de insanların genellikle psikolojik olarak zamanında o nesneye sahip olamayışlarıdır. Küçükken isteğiniz bir çok şeyin şimdi ilginizi çekmemesi buna en güzel örnektir. O zaman için değerliydi, şimdi bir önemi yok. İnsanlar her zaman ulaşılmazın peşinde koşarlar. İstediğiniz her hangi bir şeye ne kadar erken sahip olursanız, değeride o nebzede azalır. Bir takım elbisenin fiyatı maaşınızın iki katıyken onu alsanız ona ilginiz farklı, normal bir fiyata alsanız farklıdır. Önemli olan nesne değil çevrede yarattığı etkidir.

Peki aşk bilimsel olarak nedir? Herkesin kendine göre bir cevabının olduğu aşk, tek bir bilimsel dayanağa dayandırılabilecek kadar basit değildir. Genellikle insan makineleştirilerek, şu cevaplar verilir. İnsan her canlı gibi varlığını devam ettirebilmek için üremek zorundadır. Bu yüzden dişi erkeğe, erkek dişiye psikolojik olarak bağlanma eğilimindedir.

İnsanların hormonsal bazı etkilerden dolayı kendine uygun gördüğü eşe yakınlık duymasıdır. Bu tamamen her canlının çoğalma iç güdüsüyle alakalıdır. İnce belli kadınların size ilgi çekici görünmesi de bu yüzdendir. İnce belli kadınların doğurganlık oranları yüksek olduğu için size çekici gelir. Bunun gibi bir çok bilimsel veriler var ellerimizde, ancak bunların doğruluğu ince bir çizgiyle ayrılacak kadar küçük bir yanılma içerir. İnsanlar sırf çoğalabilmek için birine bağlanmak iç güdüsünde değildir.

Aşk başkadır, cinsel aşk başkadır. Cinsel aşk dendiği zaman, bu bilimsel açıklamalara daha yakın olandır. Cinsellik iki dakika nesnel bakıldığı zaman basittir. Çünkü cinsel olaylardan önceki ve sonraki insanın cinselliğe olan ilgisi bambaşkadır. İnsanlar ihtiyaçları olduğu için cinsel aşk duyarlar. Eşleri dışında başkasıyla beraber olanlar buna en güzel örnektir. Kendilerine denk eşlere sahip insanlar, bilimin de açıkladığı gibi cinsel ihtiyaçları gidermek zorundadır. Partnerleriyle arasında arasında cinselliğe engel bir sorun olduğu zaman, başka biriyle bu ihtiyacını giderirler. Peki insanlar neden sonrasında pişman olurlar. İşte o ince çizgi burda devreye girer.

Sadece hormonların esiri olarak birine aşık olsaydınız, bir mankene aşık olurdunuz. O anki pişmanlık duygusunu yaşamayan insanlar da var dediğinizi duyar gibiyim. Kendine denk partnerle birlikte olanların tamamına yakını pişman olur. Olmayan insanlar genellikle psikolojik olarak problemleri olan insanlardır. Mantık dahilinde insanlar eşlerini aldatmazlar. Bir anlık cinsel aşkın sebep olduğu olaydan dolayı asla sonrasında mutlu olamazlar. Çünkü hormonlar yüzünden yaptığı bu olay sadece ihtiyaçtan meydana gelmiştir; bir mantığı yoktur. O anın için insanların ilgisini çeken sadece bilimin açıkladığı üreme iç güdüsüdür.

Aşk bir çok insanında memnun olacağı gibi vardır. Sihirli yada gizemli şeylere inanmıyorsanız aşık olmanızı tavsiye ederiz. Aşk gerçekten sihirin varlığının kanıtıdır. Bu bilimden daha ötededir. İnsan aşık olduğu zaman diğer nesnel ihtiyaçlar, onun için önemsiz değersizdir. Sabah onun yanında uyanmak, akşam onunla uyumak, onunla ağlamak onunla gülmek ister insan. Bazen kimseye farkettirmeden ona bakarsın, bir de bakarsın ki oda sana bakıyordur. O anki mutluluğu hiç bilim insanı açıklayamaz. Gerçek sihir tam da budur. Hiç bir ilaç sizi ondan vazgeçiremez. Hiç tedavi olmakta istemezsiniz. Elini tutarken kalbiniz yerinden fırlayacak gibi olur.

Dünya odur, o sizin dünyanız oluverir. Hangi mücevhere benzetseniz gözlerini azdır. Hangi masmavi denizlere benzetseniz soğuktur. Hangi rengin tonuna yakın olsa gözleri kıskanırsınız. Unutmayın aşk sihirdir , her büyücünün ayrı bir sırrı vardır. Günümüzde aşk bazı kendini pazarlayan kesimler tarafından yeni bir aşka yelken açtı gibi basit cümlelerle değersizleştirilsede, her ne kadar bütün sözde aşk şiirleri herkes tarafından ezberlenildiği gibi sanılsada gerçek bununla tam tersi kutuplardadır. Kimse başkasının aşkını onun hissettiği gibi hissedemez. O aşkın onda uyandırdı duyguyu kimse anlayamaz. Aşk kişiye özeldir.

Hatta iki kişi birbirini severken bile, birbirine duydukları aşk başkadır. Başkasının anladığını yada anlattığını bir kenara bırakın, kendi anlatsa bile anlatamaz. Çünkü kelimelere sığmayacak kadar uzun, anlatılamayacak kadar sihirlidir. Gerçek aşkın tarifini yapabilmek için aşık olmak gerekir. Yalnız kendi içinizde kendinize anlatabilirsiniz. Nasıl her insanın kendine özgü bir kokusu varsa her insanın da kensine özgü bir aşkı vardır. Şuna emin olabilirsiniz, aşık olmak isteyerek olmasada kısacık ömrümüzde yaşanılması gereken, tarifi zor bir pasta gibidir. Umarız o pastadan bir dilimde size düşer, en mutlu doğum günü çocuğu siz olursunuz…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir