Kürşat: Her şey Nasıl Başladı?

Tarih 24.03.2018 cumartesi günüydü. O yıl pek kış olmamıştı. Artık herkesler alışmıştı tuhaflıklara ama o sene sadece bir kez kar yağmıştı. Evde her zaman ki olduğu gibi sakin değildi kimse. Aileye üçüncü bir evlat geliyordu. Mustafa’nın bir oğlu olacaktı ve çok heyecanlıydı. En çok karısı Cavidan seviniyordu bu duruma kaynanası ne kadar iyi kalpli anlayışlı biri de olsa buruktu mutluluğu.

İlk üç çocukları kız olmuştu. En büyük kızı Nergiz ortanca kızı Melek ve en küçük kızı Aysel hepsinin ismini kaynanası koymuştu. Cavidan da Mehmet de sesini çıkarmamamışlardı. Mustafa o sabah geç uyanmış pencerden vuran ışıkla gözlerini aralamıştı. Cavidan yine laf dinlememiş erkenden kalkıp kahvaltı hazırlamıştı. Kaynanası Zeliha hanım da kalkmış Mustafa ben laf dinletemedim karnı burnun da kahvaltı hazırlama kalmış yine dedi. Mustafa gülümsedi inatçı keçi ne deyim anne laf dinlemez ki bu kızın dedi. Beraber kahvaltı yaptılar. Kızlarının yanağı sıkıp sevdi onları. Nergiz 6 Melek 4 Aysel 2 yaşındaydılar. Hava çok güzeldi. Bahar gelmişti sanki herkes kendini dışarı atmıştı. Mustafa bayan kuaförüydü ve işe gitmemişti o gün. Cavidan’ ı alıp gezmeye götürecekti o gün ama Cavidan yorgun ve halsizim diyerek gelmek istemedi. Zaten pek sevmezdi gezmeyi. Mustafa tek başına gitti, biraz dolaştı eve geldi. Doğuma daha bir ay vardı ama heyecanlıydı karısını yalnız bırakmak istemiyordu. Akşama doğru birden hava tuhaf bir renk aldı.

Ortalık ortalık önce sarı sonra kapkara oldu.Bulutlar adeta kıyamet olacakmış gibi toplandılar. Rüzgar esmiyor adeta ortalığı yıkıyordu. Hava kapanmış kasvet çökmüştü her yana. Yağmur başlamıştı. Sokaklar birden boşalmış kimse kalmamıştı. Mustafa eve gelmişti koşarak. Islanmıştı üzerini değiştirip uzandı biraz uyandığın da yemek hazırdı. Cavidan yine döktürmüştü. O sıra Zeliha hanım çorbadan bir kaşık aldı ve kaşığa bakıyordu. Şok olmuştu kaşıkta kan vardı. Donup kaldı öylece Mustafa keyifle çorbasını içerken annesinin bu hali dikkatini çekti kaşığı gördü annesinin yanına geldi anne anne diye silkeledi; cevap vermiyordu. Kaşığa bakıyordu gözünü bile kırpmadan birden yığıldı yere ve ağzından kan geliyordu. Mustafa hemen kaldırıp arabaya bindirdi. Cavidan ağlıyordu, ona çocuklarla kal dedi ve yola koyuldu. Yağmuru silecek yetiştirmiyordu. Rüzgar arabayı devirecekti adeta. Hastane yakındı çabukca gelmişlerdi. Mustafa arka kapıyı açmış kucağına almıştı annesini acil doktor yokmu diye bağırdı doktorlar zor bela içeri aldılar kadını. Mustafa sırılsıklam olmuştu. Doktorlar Zeliha hanımı hemen odaya aldılar Mustafa dışar da bekliyordu. Bir dakika geçmeden doktor dışarı çıktı ve başınız sağolsun dedi. Zeliha hanım yolda ölmüştü. Mustafa ağlamaya başladı annesini görmeye içeri girdi kadın garip bir şekilde morarmıştı. Mustafa bakakaldı. Doktora bu nasıl olu doktor bu kadar çabuk dedi doktor bu çok garip araştıracağız dedi. Otopside sonra belli olur dedi. Mustafa feryat figan ağlıyordu. annesinin yüzünü açtı ve nerdeyse tanıyamayacaktı. Ağzından akan kanın izi kapkara yüzündeydi. O sırada telefonu çaldı. Komşusu Kenan arıyordu. Cavidan’ın doğum yaptını acil eve gelmesi gerektiğini söylüyordu.
Mustafa pek sevmezdi Kenan’ı çünkü sarı saçlı,mavi gözlü,uzun boylu ve çok yakışıklıydı.

Ayrıca duldu. Cavidan ‘sa güzel bir kadındı. Mustafa ona göre kısa kalıyordu. Mustafa eve geldiğini ve Kenan’a karışmaması gerektiğini söyledi. Bir yanda annesi ölmüş bir yanda karısı doğum yapıyordu. Kenan ambulansı aradığını söylemişti; ama yinede duramazdı. Hemen doktora durumu bildirip arabasına koştu. Dışar da yağmur şiddetini arttırmış, şimşekler çakıyordu. Arabasına zor bela binmişti. Çok üşümüş elleri titriyordu. Kontağı zor çevirdi. Hemen eve doğru hızla gaza bastı. Silecekler yağmuru yetiştirmiyor ; önünün zor görüyordu. Tam köşeyi dönenerken karşıdan bir araç geldi ve kıl payı aracı sıyırdı. Ama tabela aynayı koparmıştı. Korna sesine aldırmadan yoluna devam etti. Nihayet eve geldi. Evde kimse yoktu. Komşusu camdam görmüştü. Mustafa evladım Kenan götürdü karını hastahaneye dedi. Çocuklar bende merak etme karına yanına git çabuk dedi. Ambulans Mustafadan önce gelmiş karısını götürmüşlerdi. Hemen arabasına atlayıp hastahaneye gitti.

Vardığında doğum başladını söyledi hemşire. Kenan oradaydı. Mustafa defolup gitmesini söyledi. Üzerine yürüdü ve senin burda ne işin var dedi. Kenan komşunuz olarak yardım etmek istedim dedi. Ama Mustafa çok sinirliydi bir yandan da annesi ölmüştü uzatmadan gitti Kenan. Doğum haneden çıkan bir hemşireye karısını sordu. Hemşire doğumun devam ettiğini sabretmesi gerektiğini söyledi. Dışar da fırtına oluyordu sanki çocuk doğmasın diye doğa elinden geleni yapıyordu. 4 saat geçmişti ve hemşire doğumhaneden çıkmış. Nur topu gibi bir oğlunuz oldu tebrik ederim demişti. Mustafa hemen karısının yanına koşmuştu. Cavidan’da bir gariplik vardı şaşırmış gibi bakıyordu. Hem de korkar gözlerle gülümsüyordu. Mustafa oğlunu kucağına almış buruk bir sevinçle yüzüne bakmıştı. Çok geçmeden Cavidan ‘ın neden garip davrandığını anlamıştı. Çocuk sarı saçlı mavi gözlüydü. Mustafa ‘ da kendiside esmerdi. Çocuk Kenan ‘a benziyordu. Mutluluğu bir anda öfkeye döndü. Ama belli etmemeye çalıştı. Zorla da olsa gülümseyerek adını Kürşat koydu. Dışarı çıkıp bir sigara içeceğini söyledi.Karısını alnından öpüp dışarı çıktı. Fırtına durmuş yağmur dinmişti. Sigarasını yakıp düşünmeye başladı. Ağabeyini arayıp durumu anlattı. Ağabeyine hastahaneye gitmesini annelerinin öldüğünü söyledi. O sırada Kenan’ın hastahaneden çıktığını gördü. Senin burada hala ne işin var dedi o da burda çalışıyorum derdin ne senin dedi. Hastahane çalışanları araya girip ayırdılar.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir