İnsan Yok Olmaktan Korkmalı

Her canlı gibi insanlar da bazı şeylerden korkarlar. Bunlar kimi zaman başka canlı, kimi zaman bir olay, yada durum olmuştur. Korku bilgisizlikten gelir, elbette ama bazı konularda bilgi sahibi olmak istesekte şu an ki durumda imkansız gibi görünüyor. Bu konulardan söz edecek olursak insanlar bir sürü açıklama getirmiştir. Milattan öncekileri bir kenara bırakırsak millattan sonra insanlar genelde bu konu hep bir dine bağlanmıştır. Peki amaç test etmek miydi? Aslında test etmek konusu en tutarsız olanıdır. Her ne kadar kabul edilmesi zor olsada. Bizler test edilmek isteniyorsak bu sınava tabi olmak isteyip istemiyor olmamız, acaba sorulmalı mıydı? Böyle bir hakkımız olsaydı kabul etmezdik. Bu nedenle sorulmamışta olabilir. İstemeyeceğimiz bir sınavda test edilmek ne kadar doğrudur. Bu durumda test edilmek konusu inandığımız inançlarla çelişiyor, aslında. Ama öyle test olayını kabul etmeyenler diğer her şeyi yanlış kabul etmiş sayıldığı için buda mantık dışı kalıyor.

İnsanların test için gelmediklerini var sayarsak, kesin cevabı bulmaya bir adım daha yaklaşmış oluruz. Bir başka teori tesadüfen var olduklarıdır. Her ne kadar bu teori kendimizi değersizmiş gibi hissettirsede, net olmamakla birlikte gerçeğe en yakın olanıdır. Bilimsel alanda evrim artık tartışma konusu değildir. Kesinlikle doğruluğu kanıtlanmıştır. Ancak net bir şekilde henüz kanıtlarıyla insanın nasıl var olduğu açıklanamamaktadır. Bazı bilimsel verilere dayanarak varsayımlarla gerçeğe en yakın sonuçlara varılmıştır. Açıklananı basit olarak anlatırsak, insanların bazı evrimlerden önce maymuna benzer hayvanlar olduğu, zamanla gelişerek insan olduğu yönündedir. Burda ki asıl sorulması gereken soru bedenin dışında insanların beyinen nasıl geliştikleridir. Ne olduda birden zeki hayvanlar oluverdik. Bedensel evrim olarak tamamda beyinen insanın evrimine benzer başka hiç bir canlıda buna benzer bir evrim söz konu değildir. Burdan da henüz tesadüfen olup olmadığımızı anlayamacağımız kanısına varabiliriz. Genel anlamda o kadar teknolojimizin geliştiğini düşünsekte daha neden var olduğumuzu bile çözemiyoruz. Bu da diğer yaptığımız icatları anlamsız kılıyor. Temelini atmadan bir bina inşa etmek gibi.

Bir başka korkumuz da yok olma korkusudur. Bu korku klavye başındayken yazarken bile tüylerimi diken diken etmeye yetiyor. Çoğu insanın aksine acı çekmekten değil hissedememekten korkmalı insan. Hiç sevmediğiniz acı yada ızdırap size yaşadığınız kanıtlayan en büyük duygudur. Peki yok olursak ne olacak dersiniz, hiç bir şey hissetmeden ne yaparız? Asıl korkulması gereken budur. Biran için inandığımız her şeyin yalan olduğunu varsayarak çıldırmamak elde değildir. Kesin olarak inandığınız dine yada inanca bağlıysanız bu konu sizin için sorun değildir. Ancak bir an için farklı bakarsanız net olmadığını anlarsınız ve net olmayan bir bilgiye bu kadar bel bağlamak en büyük yanlıştır. Hatırlarsanız yıllar öncesinde güneş tanrıydı ve buna şüphe yoktu. Kesin bir kanıt bulana kadar en büyük korkumuz sonsuz hissizlik olmalıdır. Umarız ki bu gerçek değildir. Umarız ki dinlerde vadedilen diğer hayat gerçektir. Biz şüpheci insanları ateşleri iliklerinmizde hissedene kadar yakarlar. Bu kadar insanın yanılmamış olur. Diğer hayatın gerçekliği kanıtlanana kadar bu korku devam edecektir. Ancak bu kanıtıda bulan bizim gibi şüpheci insanlar olacaktır. Buna şüphe yoktur.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir