Esaretin Bedeli Film İncelemesi

Esaretin Bedeli

Dufresne başarılı bir avukattı. Ve o gece bir elinde içki şişesi bir elinde de silahı içerde karısıyla yakaladığı adamı vurmak için eski bir arabanın içinde oturuyordu. Radyoda çalan o şarkıyı kapattı. Silahını doldurdu. O saatten sonra neler olduğunu sadece Dufresne biliyordu. Hakim sordu eşinizi siz mi? öldürdünüz hayır diye cevap verdi. Ama olay mahallinin yakının da kırık bir içki şişesinin ve mermilerin üzerinde sizin parmak iziniz var dedi hakim.

Dufresne’ a olayın nasıl olduğunu sordu. Dufresne o gün karısının onu aldattığını öğrendiğini ve küp gibi sarhoş oldunu evin önüne geldiğini ancak bir şey yapmadığını anllattı. Hakim sordu peki sana inanmam için bana yardımcı olmuyorsu dedi ilk ifadende silahı göle attığını söylemişsin ancak silahı karşılaştırmak için saatlerce aradık bu bir tesadüf olamaz dedi. Ve ekledi karar: sanığın iki insanın ölümüne sebebiyet vermekten her biri için ayrı ayrı iki kez müebbet hapis cezasına çarptırılmasına karar verildi.

Dufresne gözleri dolu mahkumiyeti kabullenmekten başka çaresi yoktu. Ceza evine götürken o kadar mahkumun için de bir züppe gibi duruyordu. Hapishanenin kapısına vardıkların da diğer mahkumlar onları aç kurtlar gibi bekliyorlardı. Red’ de oradaydı siyahi mahkum aralarında bir bahise tutuştular. İlk olarak kim tanrım yardım et diyecekti. İki paket sigarasına girdiler. Red Dufresne ‘ ı seçmişti. Hapishanne görevlileri mahkumları sıraya dizmişler müdürün karşısında bekletiyorlardı.

Mahkumlardan bir tanesi seslendi hey ne zaman yemek yiyeceğiz. Gardiyanlardan bir tanesi cevap verdi. Tabiki copuyla ben ne zaman istersem o zaman diye. Sonra müdür devam etti ben burda tanrı gibiyim iki şey isterim birisi disiplin birisi İncil. İkisinide öğreneceksiniz. Gardiyanlara hazırlayıp hücrelerine götürmelerini söyledi. Önce çırılçıplak soydular soğuk suyla duş aldırdılar sonra sözde temizlik için o kaşındıran berbat beyaz tozu her yanlarına saçtılar. Adetten midir bilinmez hücrelerine kadar çıplak yürüttüler. İlk gece ilk olarak kim ağlayıp tanrıya yalvarıp ben buraya ait değilim diyecek kişiyi bulmaktaydı sıra. Yan tarafta şişko bir mahkum sezsizce ağlamaya başlamıştı bile. Bahise giren diğer mahkum bu fırsatı kaçırmadı merak etme sana göz kulak olucam diyerek temkinli bir ters psikoloji uyguladı. Ve işe yaramıştı iki paket sigara onundu şişko mahkum ağlamaya başladı aynen tahmin edilen gibi. Tabi bu Red’in iki paket sigarasına mal olmuştu. Ama

Dufresne ‘ı sevmişti. Birden o zalim gardiyan içeri girdi ve mahkumu hücresinden dışarı çıkardı öldüresiye dövmeye başladı. Kimse müdahale etmedi adamı dakikalrca öldüresiye dövüyor hiç merhamet göstermiyordu. Ertesi sabah Dufresne yemeğini almış Red’in tayfasının masasına oturmuştu. Pirinç lapasının içinden bir şey buldu bu kurttu elinde oynarken yan masadan biri yenmeyeceksen alabilirmiyim diye sordu. Dufresne meraklı gözlerle izlerken adam yeleğini açtı ve içinde bir karga yavrusu vardı. Kurdu ona uzattı hayvan büyük bir keyifle mideye indirdi. Bu kütüphaneden sorumlu Brook’tu.

O gün avluda sigarasını içen Red’in yanına yavaşca yaklaştı; Dufresne . Senin için içeriye birşeyler sokabilir diyorlar dedi. Evet öyle bir yeteneğim var ama belli bir ücretide var dedi. Tamam dedi ne istiyorsun diye sordu. Bir tane heykel tıraş çekici istiyorum. Ne yapacaksın onla dedi burdan bir çekiçle kaçamazsın dedi. Kaçman 600 sene sürer. Hayır dedi. Zaten görünce anlarsın çok ufak sadece uğraşacak bir şey arıyorum dedi. O akşam Brooks yine kitap dağıtıyordu. Sıra Dufresne ‘a geldiğinde ona dini bir kitap verdi; içinde çekiç vardı.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir